Yüzde 1 etkisi: Teşekkürler Aylin
Bu sitenin bir blog olduğunu sanırım unuttum son zamanlarda. Blogların asıl yaşam kaynağı olan güven, gerçekçi sohbet ve gerçek kişilik olduğu doğrusundan ister istemez saptım sanırım. Bir blog açmakla birlikte, söylenmemiş, kağıt üzerinde olmayan ama imzalanmış bir sözleşmeye sahip olunduğu gerçeğini de unuttum sanırım. Hep bahsettiğim ve sonuna kadar inandığım “kullanıcı deneyimini” kavramından da uzaklaştım birçok yeni ekleme ile.
Bundan aylar önce "Yüzde 1 etkisi" isimli bir yazı yazmıştım. Bazen bir kişinin, yüzde 1 içinde bile olmayan bir kişinin, bir şirketin, bir markanın ve/veya bir ürünün hayatını değiştirebileceğinden bahsetmiştim. İşte bu akşam, o kişi, bir kişi, bloguma yorum bıraktı. Bu bloga ve benim söylediklerime olan güveninin zedelendiğinden bahsetti. Beni, haklı olarak "popüler" olmaya çalıştığım konusunda uyardı. Teşekkürler Aylin. Haklısın!
Bu blog, eskisi gibi yazmayı bırakıp, acaba kaç kişi gelecek, nereye tıklayacak kaygısına bürünmüş gibi durmaya başladı.
Bu nedenle:
Eğer söyleyecek bir şeyim yoksa yazı yazmayacağım; yazmak için yazmayacağım
Bu sitede, sanki sitenin parçası gibi görünen ama belki birçok okurun yanlışlıkla tıkladığı bütün reklamlar kalkacak ve o reklamlar, "kısa kısa" türünden yazılar, kişisel, blog, kitap haberleri ve Top 10 türü “popüler” kaygılara hitap eden yazılar, “Not Defteri” adını vereceğim ve ama Altı Üstü Tasarım çizgisinde olmayan, bu sitede reklamı yapılmayan ayrı bir blog içinde yayınlanacak.
Ve eğer, başka bir şekilde, bu sitenin okurlarının güvenini sarsacak bir hata yaptımsa, lütfen bana yazmaya devam edin.




Yorumlar