Kısa Kısa
Öncellikle, benim, web tasarımı konusunda en beğendiğim ve en çok yararlandığım kitaplardan biri olan Don't Make Me Think, Açık Akademi Yayınları sayesinde Kullanışlı Web Siteleri Yaratma ismiyle Türkçe'ye çevrildi. Eğer şimdiye kadar okumadıysanız mutlaka satın alıp ve okuyun.
Size daha önce haberini verdiğim Arda Kutsal'ın, 16 Aralık 2006 tarihinde verdiği Web 2.0 ve Türkiye Fırsatları adlı seminerin videosu, seminere katılamayanlar ve Web 2.0 konusunu merak edenler için bulunmaz bir kaynak. Mutlaka seyredin.
Sevgili Hasan, harika blogu Tekno Seyir'de, 2006 yılını özetlemiş. Mutlaka okuyun.
Size birkaç yeni (en azından benim için yeni) siteden bahsetmek istiyorum:
Gaxxi'den tanıdığınız Umut ve Şafak Akyol, yeni bir hizmeti sizlere sunuyor: Fotoyolla
İlk 5 blogu, yeni adresine taşındı ve eskisinden bile daha hareketli: İlk5.net
Hiç Flash ile yapılmış bir blog servisi gördünüz mü? Cevabınız hayır ise, o halde Tahir Karaca'nın sizlere sunduğu Desen Blog Servisi sitesine bir göz atın.
Çocuk pornosu, denetleme, SPAM, sansür, içerik çalan, gereksiz ilgi çalan siteler derken birçok konuda güzelim İnternet birçok kişi için düşmanı, öcüsü haline geldi. İnternet'i temiz tutmak isteyen Osman Börütecene, herkesi iş başına çağırıyor.
Her geçen gün blogların sayısı artıyor ve bundan Türkiye'de payını alıyor. Blogların sayısının artması ile birlikte kaliteli içerik sunan blogların sayısı da artıyor. Hangisine yetişeceğimizi şaşırdık neredeyse! Ama yine de benden size birkaç tavsiye. Okunacak bloglar listesine eklemeniz gereken birkaç yeni (en bazıları azından benim için) blog: Düğümküme, Ceyhun Aksan, Elektronik İş Rehberi, Gürkan Yeniçeri, Osman Börütecene, Teknoist ve Emre'nin harika sitesi Geziyorum
Bu arada, hem Gürkan, hem de Hasan, beni, son zamanların popüler mimine cevap vermem için sobelemis. İşte benim hakkında bilmediğiniz 5 şey:
2002 yılının yazında hayatımda ilk defa (ve son defa sanırım) bir maratona katıldım. 42 kilometrelik maratonu, 4 saat 18 dakikada tamamladım. Maraton bittiğinde hayatımda kendimi hiç hissetmediğim kadar iyi (ruhsal olarak) ve şimdiye kadar hiç hissetmediğim kadar kötü hissettim (bedensel olarak)
İlk arabam (amcam ile ortak arabamız), portakal rengi,1971 Passat idi. Bu arabanın kornası, sileceği (ve daha bir dolu diğer kısmı) çalışmıyordu. Arabayı düz yolda duvara çarptım. Arabayı, tamirhaneye at arabası ile taşıdılar. Fakat işin en ilginç yanı, arabayı çarptığım anda çalışmayan silecekler çalışmaya başladı ve kendimi bir an (çok küçük bir an) mutlu hissettim.
28 Ağustos 2001 yılında ilk kızım Jayda doğduğunda doğum odasındaydım. Doktor, Jayda'yı ilk kez kucağıma verdiğinde kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Birkaç göz yaşından bahsetmiyorum. Kontrol edilmez derecede yaklaşık 10-15 dakikalık hıçkırıklarla ağlamaktan bahsediyorum. Hemşire bunun normal olduğunu söylemesine rağmen benim tansiyonuma bakması komikti.
Nüfus kağıdındaki ismim yani tam ismim Mehmet Rifat Doğan. Rıfat içindeki "i" nüfus memurunun hatası; isim ise ben doğmadan 1 ay önce vefat eden, annemin babası, benim dedemin ismi idi
En büyük hayalim hatta bugün gerçekleştirebileceğimi bilsem her şeyi bırakıp bütün enerjimi üzerinde yoğunlaştıracağım "kendi sinema filmimi çekmek". Senaryosu, yönetmenliği ve yardımcı oyunculuğu bana ait olacak bir film.
Son olarak, önümüzdeki hafta içinde yayınlayacağım, bir çoğunuzun işine yarayacağına inandığım ve ana konusu websiteler içinde yer alan formlar olan bir yazı hazırlıyorum.




Yorumlar